Durmadan konuşup duran zihnimizdeki komite üyeleri! | Ceylan ULUSOY
Genel

Durmadan konuşup duran zihnimizdeki komite üyeleri!

Logoterapi hocam Memduh Özmert bir derste şöyle söylemişti.
Biz hepimiz kendimizi okuduğumuz okul, yaşadığımız semt, işyerindeki ünvanlarımızla tanımlıyor ve ayrıca da sınırlandırıyoruz.
Şu okulda okusaydım, ailem böyle destek olsaydı, şöyle imkanlarım olsaydı, arkamda beni destekleyen birileri olsaydı.

Zihnimiz,geçmişte olanlara takılmış kalmış ya da geleceğin imkansızlıklarına. Ve evet hayat herkes için eşit ve adil fırsatlar sunmuyor. Bu doğru ama ben başka şeye takılı kalmıştım.

Bu cümleyi derste ilk duyduğumda ne kadar uzun zamanımı, ben orada okumadım ki, imkanım yoktu ki,  param yeterli değildi düşünceleri arasında sızlanarak geçirdiğimi fark ettim.
Hatta o anın içinde bile hala hangi okulda okuduğuma takılı kaldığımı.
Geçmiş ve gelecek arasındaki o kaybolmuşlukta.

Oysa geçmiş ve gelecek arasında tam da şu an vardı. Olan biten her şeyi değiştirebileceğimiz, üstesinden gelebileceğimiz, aksiyona geçebileceğimiz şu an.

Gerekli olan tek şey, içinde bulunduğum duruma açık bir farkındalıkla, içsel eleştirilerime kapılmadan ( çünkü zihnimizin içinde durmadan muhalefette olan komite üyeleri bulunmakta) ve kendime arkadaşça bir tavırla yaklaşarak dikkat vermem, meraklı olmam idi.

Ama tabi ki her zaman için kolay olan şey şikayet eden, mızmızlanan, hiçbir şeyden memnun olmayan o komite üyelerine kulak vermekti. Ve bir mucizenin gerçekleşmesini bekleyerek oturmaktı.

Oturup bekmek ise sanıldığı gibi kolay değil ızdırap doluydu.

Gerçekten kolay olan şey ise ise hergün sadece 20dk. oturup, komite üyelerinin konuşmalarına kendimi kaptırmamayı, dediklerini duymamın onları dinlemem, istedikleri yapmam anlamına gelmediğini pratik etmek yani mindfulness pratiği uygulamamamdı. Ve evet oturarak hayatım değişti çünkü zihnim, olaylara bakışım ve hayatım içerisinde aksiyon alma şeklim değişti.
Geçen günlerde podcast dinlerken Gary Vaynerchuck ile ilgili bir şey öğrendim .

Bir twitter serisi yapmış takipçileri bir sürü bahane ile twit atıyorlar Gary’e

Gary Vaynerchuck hayatında aksiyona geçebilecekken sürekli şikayet edenlere bir fotoğrafı ile cevap veriyor.

“Ee, yani?

Yani ne yapabilirsin sor kendine diyor. Hayat alternatiflerle ilgilidir. Ya geri kalan günlerinizde içinde bulunduğunuz koşullar üzerinde durursunuz ve başarısız olmanızın nedenini oturduğunuz mahalle, okuduğunuz okul, ailenizin parası olmaması, destekleyici aile ve arkadaşlara sahip olmamanıza bağlarsınız yada kendinize sorabilirsiniz ne halt edeceksiniz. And?”

Ve bunu görünce uzun yıllar içinde olduğum halim aklıma geldi, sürekli zihnimde beni durduran o düşüncelere sıkı sıkıya nasıl tutunmuş olduğum.

Evet bende tam böyleyim, bende de bu var diyorsan;

Komite üyelerinin seslerini dinlemek yerine, durumlara daha açık bir alandan, bir farkındalık, bir uyanıklık haliyle yaklaşabilirsin ve sorabilirsin,
Bu durum içerisinde kendimi nasıl destekleyebilirim?
Beni besleyen kaynaklarım neler?
Sahip olduğum hangi özellikler bu durumla baş etmek için bana yardımcı olabilir?

Ve burada dönüp logoterapiye tekrar baktığımda zihnimde nazi kamplarında sürgün kalmış, tüm ailesi yakılarak katledilmiş Dr. Viktor Frankl’ın şu cümlesi yankılanıyor. “Toplama kampındaki şartlar, tutuklunun ayaklarının altındaki zemini çeker.” “Yaşamdaki bilinen bütün hedefler uçup gider. Geriye kalan tek şey, ‘insan özgürlüklerinin sonuncusu’dur, yani ‘kişinin belli bir durum karşısında kendi tutumunu, tavrını belirleme yetisi’dir. Hangi koşulda olursa olsun insan kendi tutumunu belirleyebilir, kendi yolunu seçebilir.

Benim kendi yolumu seçmemde mindfulness çok yardımcı olmuştur. Çünkü bir şeyi gerçekten ama gerçekten yapmak istiyorsak sorun para değil, sorun okumuş olduğunuz okul değil, sorun ailenizin size yardım edip edemediği değil. Sorun sürekli dinlediğiniz , yapamazsın, nasıl olur, yeterli değilsin, imkansız diyen komite üyeleri.

Komite üyelerine uzun yıllar kulak astım, her söylediklerini kabul ettim ve bir gün başka bir yol da olabileceğini fark ettiğimde, oraya uyandığımda, peki ne halt edeceğim? Ee? sorusunu kendime sordum.

Ve sorun para olsaydı inanın mindfulness eğitmenliği programına katılamazdım, sorun dil olsaydı Amerikalı bir nörobilimciden mindfulness temelli beslenme alışkanlığı değiştirme programı alamazdım.

Çünkü tek seferde eğitim verecek öyle bir param asla yoktu ve ingilizcem temel seviyedeydi.

Ama hepsini yaptım. Komite üyelerine kulak asmamayı mindfulness ile öğrendim. Bir çıkış yolu olabileceğini sadece zihnimi çamurlu suya benzer halinden sorduğum sorulara cevap belirmediğini, biraz netliğe ihtiyaç duyduğumu, biraz suları durultmam gerektiğini yine mindfulness’la öğrendim.

Oturarak.

 

 

 

Not: Okumak isteyenler için Gary Vaynerchuck yazısının tamamı:

And? What’s The Alternative?